AYIN YAZARLARI
Hormonsuz Öneriler

BİR GÜN GELİR SEN DE UNUTURMUŞSUN

 

‘Geçmişe özlem’ dalgası her gün yeni bir albüm çıkarıyor önümüze. İyi de ediyor-oluyor. Özlediğimiz-unuttuğumuz şarkılara, şarkıcılara yeniden kavuşuyor, ‘o günlere’, bugün bulunduğumuz noktadan bir daha bakabiliyoruz. Bu dalga sonucu keşfettiğimiz isimlerden biri de Timur Selçuk oldu; 60’ların ‘romantik’, 70’lerin ‘devrimci’ delikanlısı Timur Selçuk! Selçuk’un albümlerini büyük çapta Balet basıyor; birkaç dizi halinde, Selçuk’un müzikal geçmişinin çeşitliliğini özetleyecek muhtelif üst başlıklarla. Ada Müzikten de, “Eski 45’likler” serisinden “Seçkiler” adıyla bir Selçuk albümü yayınlanmıştı bir zaman önce; Selçuk’un geçtiği muhtelif yolların izlerini süren derli toplu bir albüm; 60'ların ikinci yarısında başlamış ve her zaman yükselerek sürmüş çok önemli bir müzikal geçmişin özetiydi bu albüm. Sanatçının yürüdüğü her yolu, döndüğü her virajı, açıldığı her meydanı anlatıyor, gösteriyordu.

Türk popunun henüz yükselme günlerinde ortaya çıkıp hepimizin aklını başından almış ve herkesin önünde yollar açmış “Ayrılanlar İçin”, “Sen Nerdesin”; o gün bugün Türk popunun en popüler üç-beş şarkısından biri sayılan ve en az “Samanyolu” kadar ‘hep bir ağızdan’ söylenebilen “İspanyol Meyhanesi”, bu emsalsiz geçmişin diğer şarkıları arasında nispeten biraz ezilmiş ya da altta kalmış ama bir çoğumuzun her zaman en sevdiği Timur Selçuk şarkılarından biri olmuş “Bugün Yarın Daima”; Metin Erksan'ın yerli “Hamlet” te kullandığı ve yolunu Domenico Modugno'nun “Marinai Donne E Guai” adlı şarkısına paralel olarak yürümüş “Pireli Şarkı”; ‘her kadından her bakımdan’ farklı olup Muammer Bey'i uyuttuktan sonra Isplandit Palas'ta Miralay Zafiru'yla sevişmeye koşan (ve Allahtan o sıralar Atilla İlhan'a mektup yazmadığı için günümüzde sürmekte olan kargaşadan kıl payı kurtulmuş olan) “Karantinalı Despina”; 70'li yılların o çok ateşli günlerinde ağzımızdan düşürmemiş ve marş niyetine bağrımıza basmış olduğumuz (“solcuların günüyse solcu olalım, rüzgar nerden esiyor ona bakalım”) “Dönek Türküsü”; sanatçının AST ile birlikte çıkardığı unutulmaz işlerin, oyunların başlama noktası olup başrolünde güzeller güzeli Yeşim Dorman'ın oynadığı “Nereye Payidar?” adlı oyunun en sarsıcı şarkılarından biri olan aynı adlı şarkı; bugünlerimize denk düşmüş ve ‘artı değer’in Türk popuna teşrifi olarak da adlandırabileceğimiz (“kime gitti bu karlar, aman kimse sormasın, kim kazandı bu işten, aman kimse duymasın”) “Ekonomi Bilmecesi”; 80'lerin “Kıpırdayanı yakarım!” günlerinde yeniden önümüze bizzat Timur Selçuk tarafından sürülmüş emsalsiz “Beni Kör Kuyularda” ve böyle bir albümde yer alması çok tuhaf kaçmış (çünkü Timur Selçuk söylemiyor) ve başını Hazal Selçuk'un çektiği Grup Pan tarafından Eurovision'da söylenmiş “Bana Bana” bu benzersiz geçmişin, bu albüme yansıyabilmiş olan en önemli noktaları…

 
HER ŞEYİ, EVET HER ŞEYİ
 

Eksikler de var elbette. Çok sevilen bir başka Timur Selçuk şarkısı olan Faruk Nafiz Çamlıbel'in “İnme” si; Ömer Kerimol'un “Derbeder Ömrüm” ü; Fikret Kızılok'un “Duyar mısın?” ı yer almıyor albümde. Timur Selçuk'un hayatında oldukça önemli bir yer turmuş Fransa günlerinden (Fransızca olarak) herhangi bir şarkı da yok. 70'lerde tutunduğumuz şarkıların (ya da marşların) tamamına yakını yok. ‘Müzisyen’ Timur Selçuk'un değil, ‘şarkıcı’ Timur Selçuk'un bir albümü sayılması gereken bir albüm olduğu için buraya konması tuhaf kaçmış dediğim Grup Pan'ın “Bana Bana”sında ise, bile isteye daha tuhaf bir şey yapılmış ve (iki kız iki erkek olmak üzere) dört kişiden oluşan Grup Pan'ın yalnızca üç kişiden oluştuğu söylenmiş: “O bir gün giderse, gene seni gene seni üzerse” diyerek kızlarımıza manalı manalı el uzatmaya niyetlenen delikanlılarımız (Vedat Sakman ve Sarper Semiz) yerlerini muhafaza edebilmişlerken, Hazal Selçuk ile birlikte “Bir ömür böyle geçmez ayrılık yar olursa” diye delikanlılara cilve yapmış olan Arzu Ece ise sırra kadem basmış. Grup Pan'da Arzu Ece yokmuş meğerse, Timur Selçuk öyle diyor…

Başka şeyler de söylüyor artık “beş vakit namazını kılan sosyalist insan” Timur Selçuk: “Ben ortaokuldan beri namaz kılarım. Ama daha önce söylemek lüzumunu hissetmiyordum…” Haklı tabii. Meydanları, stadyumları, konser salonlarını, grev alanlarını, sendika toplantılarını dolduran binlere on binlere, “selam, yaratana selam, serpilip gelişene selam, Türkiye işçi sınıfına selam!” diyen birinin bu açıklamayı yapmaya ‘lüzum hissetmemesi’ gerekirmiş zaten, böyle bir açıklamayı yapan birinin ‘selam’ ını kim ne yapacaktı yoksa?

Ama bazen, asıl yaratıcının çabası bile geçmişi, şarkıları yerle bir edemiyor. Burada da durum bu. Hepsi ayakta. Albümü alın ve 'repeat' tuşuna basarak dinlemeye başlayın. Günlerce gecelerce dönebilir bu şarkılar, hiç sıkılmadığınızı göreceksiniz. Göz yaşlarınıza da hükmetmeye kalkmayın, bırakın aksınlar. “Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin” demişti Timur Selçuk “Ayrılanlar İçin”de; o öyle yaptı. Siz yapmayın.